İYİ PARTİLİ SAVAŞ : EN AZ SU TRAKYA’DA - Tekirdağ Gazete | Tekirdağ'dan Haber VeriyoruzTekirdağ Gazete | Tekirdağ'dan Haber Veriyoruz

28 Mayıs 2022 - 00:41

İYİ PARTİLİ SAVAŞ : EN AZ SU TRAKYA’DA

İyi Parti Tekirdağ İl Başkanlığı, Dünya Su Günü sebebiyle basın açıklaması düzenledi.

İYİ PARTİLİ SAVAŞ : EN AZ SU TRAKYA’DA
Son Güncelleme :

22 Mart 2022 - 15:56

11 Okunma

İyi Parti Tekirdağ Doğa ve Çevre Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Halide Savaş, Dünya Su Günü sebebiyle düzenlenen basın açıklamasında Trakya Bölgesi’nin, Türkiye’de kişi başına düşen su miktarı en az olan bölge olduğunu ifade etti.

İyi Parti Tekirdağ İl Başkanlığı tarafından 22 Mart Dünya Su Günü Sebebiyle düzenlenen basın açıklamasında, su ve su kaynaklarının azaldığına vurgu yapan Savaş, Dünya Su Gününün tarihçesinden bahsetti. Savaş konuşmasında;

“22 Mart günü 1993 yılında BM tarafından Dünya Su Günü ilan edilmiştir. Bugünün amacı; temiz ve güvenli suya erişememe konusuna dikkat çekmek ve küresel su kriziyle mücadele için harekete geçilmesini vurgulamaktır.

Su, tüm canlıların ve ekosistemlerin varlığı için vazgeçilmezdir. Yerkürenin 3/4’ü sularla kaplı olmasına rağmen kullanılabilir su miktarı %2,5, içilebilir su miktarı ise %1’den daha azdır.

Ülkemiz Dünyanın su kaynakları açısından sorunlu bir bölgesindedir. 2050 yıllarından sonra ciddi anlamda su sorunu yaşanacağı öngörülmektedir.

İklim değişikliği sonucu Türkiye genelinde Doğu Karadeniz hariç yıllık yağış miktarlarında ciddi azalmalar beklenmektedir. Bugün 1350 metreküp olan kişi başı yıllık su potansiyelinin 2030-2040 yıllarından itibaren 700 metreküpe kadar gerileyeceği tahmin edilmektedir.

Kişi başı su potansiyeli 2000 metreküpün altındaki ülkeler “su azlığı”, 1000 metreküpün altındaki ülkeler ise “su fakirliği” çeken ülke olarak tanımlanmaktadır. Türkiye bugün bile su azlığı çeken ülkeler sınıfındadır.

Hızla su kaynaklarının kirlendiği ülkemizde Doğu Karadeniz, Fırat ve Akdeniz’deki havzalar hariç bütün akarsular ciddi anlamda kirlenmiştir. Gediz, Sakarya, Kızılırmak, Menderes ve Ergene nehirlerinin suları arıtılamayacak kadar kirlidir. Yerüstü ve yer altı su potansiyelimizin tüketim hızı, kirlenme hızı ve nüfus artışı dikkate alındığında mevcut kaynakların en fazla 2055 yılına kadar yeterli olacağı anlaşılmaktadır.

Su yönetiminin başarısızlığı, temiz su kaynaklarının hızla azalması ve kirlenmesi ambalajlı su sektörünü yaratmıştır. Ülkemiz 10 yıl önce musluktan akan suyu içerken bugün dünyanın 7. büyük ambalajlı su tüketen ülkesi haline gelmiştir.

Toplumun temel içme-kullanma suyu kaynağı şebeke suyu olması gerekirken ambalajlı suların bu kadar fazla kullanılıyor olması belediyelerin temel görevlerini yerine getirmesinde bir sorun olduğunu düşündürmektedir.

Marmara Bölgesi de özellikle 20 yılda artan kentsel büyüme ve sanayi yoğunlaşmasıyla su krizinin en çok hissedildiği bölgelerden biri oldu. Bölgede yaşayan milyonlarca insan ve sayısız canlının yegane su kaynağı olan Kuzey Ormanları, içindeki su havzalarıyla birlikte uzun yıllardır ağır tahrip altındadır. 3. Köprü, Türk Akım ve Havaalanı gibi mega projelerle, sanayi tesislerinin kontrolsüz su kaynaklarını kirletmesi ve kurutmasıyla, maden ocakları ve beton santralleri ile bu su havzaları yok olma riskiyle karşı karşıyadır.

Trakya Bölgesi, Türkiye’de kişi başına düşen su miktarı en az olan bölgedir.

Bir zamanlar Trakya’nın Ergene havzasının can damarı olan Ergene nehri, uzun yıllar boyunca sorumsuz bir şekilde evsel atıklar ve sanayi atıkları ile kirletilmiş, zehir akan bir sanayi kanalizasyonu haline gelmiştir. İçinde canlı yaşamı kalmamış, geçtiği yerlerde çevreyi zehirlemeye devam etmektedir. Nehirden yayılan ağır koku bölgedeki ilçeleri kaplamış durumdadır. Nehrin kokusu ve fabrikaların gece saldıkları zehirli gazlardan insanlar nefes alamamaktadırlar..

Fabrikaların arıtma tesislerini çalıştırmak yerine atık kimyasalları sorumsuzca nehir yatağına bırakmalarının ağır faturasını kanser artışlarında ve çiftçinin ürün kayıplarında görüyoruz.

Diğer taraftan Ergeneye deşarj edilen suların tamamı yeraltından çekilmektedir. Hem evlerde kullandığımız içme ve kullanma suları hem de sanayinin kullandığı sular yeraltından temin ediliyor. Bilim insanları 30 yıl önce 70-80 metreden su çekerken şimdi 400 metreye inildiğini; Trakya’da yer altı sularının büyük oranda tükendiğini söylüyorlar ve yakında çökmeler olacağını belirtiyorlar.

Bu sorun için 2011 yılında, içinde 9 OSB nin yer aldığı Ergene Havzası Koruma Eylem Planı ile birçok kamu kurum ve kuruluşunun dahil olduğu somut bir adım atılmıştı.

Ancak üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen Ergene nehri hala zehir akmakta, hava kirliliği artarak devam etmekte, belediyeler ve sanayi tesisleri atıklarını hala arıtmadan Ergeneye vermektedir.

Havza Koruma Planı kapsamında 2014-2015  yıllarında ihale edilen Ergene1 OSB, Ergene2 OSB, Çorlu1 OSB, Velimeşe OSB ve Muratlı OSB’nin arıtma tesislerinden sadece Muratlı bitmiş ve devreye alınmıştır. 6 yıl geçmesine rağmen diğerleri neden bitirilememektedir?

Aynı kapsamda yapılan Derin Deniz Deşarj Projesi ile bu OSB lerde arıtılan atık sular Marmara Denizine verilerek Ergene nehrinin bu atık yükünden kurtulacağı ve temizleneceği söylenmektedir. Ancak arıtma tesisleri bitirilmeden ve atık sular tamamen arıtılmadan bu işlem yapılırsa Marmara Denizinin ölümü demek olacaktır” ifadelerini kullandı.

Savaş, su sorununun çözümü için İyi Parti’nin çözüm önerileri olduğunu belirterek, merkezi ve yerel idareye çağrıda bulundu. Savaş konuşmasında;

“Suyumuza sahip çıkmak için Devlet ve Yerel Yönetimlerdeki tüm yetkililere sesleniyor ve İYİ PARTİ olarak önerilerimizi dile getiriyoruz:

– Sanayinin bedelsiz kullandığı yer altı sularına mutlaka bedel konulmalıdır.

– Yapılan arıtma sistemlerinin tümü biyolojik arıtmadır, kimyasal arıtma sistemleri de kurulmalıdır.

– Sadece sanayi için değil, yerleşim yerleri için de Yerel Yönetimler tarafından arıtma tesisleri kurulmalıdır.

– Arıtılan suların tamamı deşarj edilmemeli, mutlaka bir kısmı geri kazanılarak tarımsal sulamada ve sanayide kullanılmalıdır.

– Düşen yağışın biriktirileceği göletler inşa edilmeli, buralardan yapılacak iletim ve dağıtım kapalı sistemlerle sağlanmalıdır.

– Bölgenin su ihtiyacının yerüstü kaynaklardan karşılanması amacıyla 2014 yılında gündeme gelen Meriç ve Tunca nehirlerinden barajlarda su biriktirme projesi yeniden düşünülmelidir.

– Yağmur suyu hasadı konusunda Belediyeler hızla harekete geçmeli, “Yağmur suyu Toplama ve Kullanma Yönetmeliği”ni kabul edip en az 200 m2 taban alanı olan her yapıda yağmursuyu toplama sistemi şartını getirmelidir.

– Kamu binaları, siteler, AVMler vb. diğer büyük binalarda Gri su arıtma ve kullanma sistemleri kurularak atık suların geri kazanımı sağlanmalıdır.

Tarım arazilerimiz, meralarımız, ormanlarımız, nehirlerimiz, denizlerimiz, havamız, suyumuz her şeyimiz hoyratça yok edilmektedir.

Sayın yetkililer, Bu sorunların çözümü için, suyumuza, havamıza, toprağımıza sahip çıkmak için, şehrimiz için, Tekirdağ’ımız için artık birşeyler yapmanızı bekliyoruz.

Dünyada susuzluk, kuraklık, kıtlık ve açlık gibi sorunlar söz konusuyken suyu sorumsuzca israf etmenin akılcı bir açıklaması olamaz.

Dünya ve ülkemiz damlaya damlaya çöl olurken, herkesi bu gidişe dur demeye ve suyumuza sahip çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.